İstanbul’da değişen hane yapıları ve ekonomik şartlar konut talebindeki eğilimleri dönüştürürken, gayrimenkul sektörü temsilcileri alıcıların daha işlevsel ve kompakt dairelere yöneldiğini açıkladı. İNDER, KONUTDER ve GYODER başkanları, piyasada oda sayısından ödün verilmeden daha düşük metrekareli ve ihtiyaca odaklı konutların öne çıktığını bildirdi.
İNDER Başkanı Engin Keçeli, KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz ve GYODER Başkanı Neşecan Çekici, Anadolu Ajansına verdikleri demeçlerde mega kentteki güncel konut dinamiklerini ve gelecek dönem beklentilerini paylaştı. Sektör temsilcileri, alıcıların bütçelerine uygun çözümler ararken güvenlik, konum ve kullanım alanlarını gözettiğini vurguladı.
Küçülen Metrekareler ve Yaşam Alanı İhtiyacı
Gayrimenkul alıcılarının oda adedini koruyarak daha kompakt yaşam alanlarını seçtiğini belirten İNDER Başkanı Engin Keçeli, alım gücündeki değişimin metrekarelere yansıdığını ifade etti:
Metrekareler biraz daha küçüldü ama oda sayısından, bağımsız bölümün içindeki oda sayısından pek feragat etmek istemiyorlar.
Geçmişte 120-130 metrekare olan 3+1 dairelerin günümüzde 90-100 metrekare aralığında da alıcı bulduğunu dile getiren Keçeli, önceliklerin deprem güvenliği ve ihtiyaçlara uygunluk olduğunu kaydetti. Piyasada alımların oturum odaklı gerçekleştiğini aktaran Keçeli, şu değerlendirmede bulundu:
İhtiyaç için mal satın alınıyor. Yatırımcı şu anda yok çünkü alternatif yatırım araçlarının getirisi çok daha yüksek.
Ulaşım ve iletişim ağlarındaki ilerlemenin merkez dışındaki yaşamı pratikleştirdiğine dikkat çeken Keçeli, kentsel dönüşüm ve proje yaklaşımlarına ilişkin konuştu:
Bölgesel fiyat farklılıkları olsa da İstanbul’da artık çeper kalmadı. Eskiden insanlar şehrin dışına taşınırken ‘Okul, ulaşım, iletişim var mı?’ diye sorarlardı. Artık dünyanın her yeriyle anında görüntülü iletişim kurmak mümkün. Ulaşım altyapısı ise sadece İstanbul’da değil, Türkiye genelinde büyük ölçüde çözüldü, son yıllarda her yere çok rahat ulaşılabiliyor. Tüm bu gelişmeler sayesinde artık şehrin dışında yaşamak da tamamen mümkün.
İNDER olarak 2026 senesini kentsel gelişim yılı ilan ettiklerini duyuran Keçeli, sadece konutun değil, sosyal donatıların da planlanması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
Kentsel gelişim dediğimiz şey, sosyal donatısıyla ve otoparkıyla yaşanabilir konut alanlarıdır. Evleri sadece içindeki iki yatak odasından ibaret sanmak yanlıştır. Eskiden mahallelerimiz vardı, bugün ise siteler mahalle boyutuna ulaştı. Bir siteye girdiğinizde 30 yıl önceki mahallenin nüfusuyla karşılaşıyorsunuz. Bu sitelerdeki spor, yürüyüş ve dinlenme alanları ile kuruldukları yerler büyük önem taşıyor. Eskiden ‘ne yaparsan satar’ mantığı vardı, artık o devir bitti. Doğru yerde ve talebe göre ürün üretmek gerekiyor. Talep 2+1 ise onu, 4+1 ise onu üreteceğiz. Bugün yapacağımız tek iş mevcut arsaları kirletmemek, kirli olanı temizlemek, temiz olanı ise bozmamaktır.
Kira seviyeleri sebebiyle 1+0 ve 1+1 planların ilgi gördüğünü ifade eden Keçeli, yaşam standartlarına ilişkin şunları söyledi:
Türk toplumuna ve yaşam kalitesine uygun en azından 1+1, hatta 2+1 modeller gerekiyor. İnsanlar sadece yaşadıkları yerde uyumamalı, yaşam, uyuma, yemek yeme ve dinlenme alanları birbirinden farklı olmalı. Küçük bile olsa birkaç değişik mekanda hareket etmeleri, hem akıl hem de vücut sağlığı için son derece önemlidir.
Demografik Yapı ve Finansman Etkisi
KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, kent genelinde talebin projeye ve bölgeye göre farklılık gösterdiğini bildirdi. Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğünün 2025’te 3,08 kişiye indiğini ve tek kişilik hane sayısının 5 milyon 523 bin 321’e ulaştığını aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:
Diğer bir ifadeyle, tek kişilik hanelerin toplam içindeki payı yaklaşık yüzde 20,5 seviyesine ulaşmış durumda. Bu da bugün Türkiye’de yaklaşık her 5 haneden birinin tek kişiden oluştuğunu gösteriyor. Hane yapısındaki bu değişim, özellikle uygun lokasyon ve proje tiplerinde stüdyo ve 1+1 gibi daha küçük ve fonksiyonel konutlara yönelik ihtiyacı destekliyor.
Geniş aileler ve uzaktan çalışanlar için büyük konutların değerini koruduğunu aktaran Yılmaz, talebin doğru analiz edilmesine değindi:
Sektör açısından mesele küçük ya da büyük konut üretmek değil, doğru lokasyonda, projenin hedef kitlesine ve ihtiyaca uygun konut çeşitliliğini sağlayabilmek.
GYODER Başkanı Neşecan Çekici ise Türkiye genelinde ağustos ayında konut satışlarının yıllık bazda yüzde 14,7 gerilediğini, ipotekli satışların ise yüzde 7,2 artış kaydettiğini belirterek finansman koşullarına dikkat çekti:
Piyasayı değerlendirirken satış adetleriyle birlikte finansman koşullarını ve hane halkının alım gücünü de dikkate almak gerekiyor.
Farklı gelir gruplarının erişebilirliğine ve talep çeşitliliğine işaret eden Çekici, şu ifadeleri kullandı:
Konut talebinde daha çeşitli bir yapı görüyoruz. Hane halkı büyüklüğündeki değişim, tek kişilik hanelerin artması ve kent yaşamındaki farklılaşma, özellikle 1+1 ve 2+1 gibi daha kompakt konutlara olan ihtiyacı destekliyor. Erişilebilirlik de bu tercihte önemli bir unsur. Toplam konut bedeli ve ihtiyaç duyulan finansman miktarı dikkate alındığında, daha küçük metrekareli konutlar farklı gelir grupları açısından daha ulaşılabilir seçenekler sunabiliyor. Bununla birlikte daha geniş konutlara yönelik talep de aile yapısı, yaşam alanı ihtiyacı ve uzun vadeli kullanım beklentileri doğrultusunda devam ediyor. Dolayısıyla konut talebinde tek bir büyüklüğün ağırlık kazandığı bir yapıdan ziyade, hane yapısı ve alım gücüne göre çeşitlenen bir görünüm mevcut.
Gelecek dönemde maliyet ve finansmana erişimin belirleyici faktörler arasında yer alacağını kaydeden Çekici, sözlerini şöyle tamamladı:
Önümüzdeki dönemin temel konusu, değişen talep yapısına uygun arzı geliştirebilmek. GYODER olarak finansman, arsa ve üretim koşullarının birlikte ele alındığı, satın alma ve kiralama alternatiflerinin geliştiği, güvenli, dayanıklı ve erişilebilir konut üretimini destekleyen modellerin piyasanın sağlıklı gelişimine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
